İki Hayat Arasında - Jessica Shirvington | Kitap Yorumu

Kitap Adı: İki Hayat Arasında 
Özgün Adı: Between The Lives
Seri Sıralaması: -
Yazar: Jessica Shirvington 
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Baskı Yılı:2014
Sayfa Sayısı: 320
Kitaba Puanım: 5/5

Mükemmel hayat mı?
Yoksa mükemmel aşk mı?
Sen seç. 

Sabine herkes gibi değildi. Kendini bildi bileli, iki hayatı vardı. Her yirmi dört saatte bir Değişim geçiriyor ve her günü iki kere yaşıyordu. Mükemmel Hayat, Wellesley'de, Sabine istediği her şeye sahipti: cazibeli arkadaşlar, şık kıyafetler, başarılı bir okul yaşamı, herkesin birlikte olmak istediği bir sevgili ve göz kamaştırıcı bir gelecek...

Mükemmel aşk. Roxbury'de Sabine'in bambaşka bir hayatı vardı: maddi zorluklar çeken bir aile, serseri arkadaşlar ve sırrı ortaya çıktığında başına gelen korkunç olaylar... Ama sonra Ethan'la tanıştı. Yakışıklı ve ilgi çekiciydi; üstelik Sabine, daha önce hiç kimse için böyle hissetmemişti. 

Tüm istediği tek bir hayat yaşamak olan Sabine, bu nihayet mümkün gibi göründüğünde, amacına ulaşmak için bir dizi tehlikeli deney yapmaya başlamıştı. Ama kendisine inanan tek adamı ve geri kalan her şeyi riske atmayı göze alabilecek miydi?

"Çok yalnızım."
"Yalnız değilsin Sabine, kaybolmuş durumdasın."
..
Uyandığım andan beri aklımda tek bir düşünce var; bu kitaba nasıl bir yorum yazmam gerekiyor.
Düşünüyorum da kelimeler benden kaçarken hislerimi doğru bir şekilde nasıl ifade edebilirim ben... Yazarın anlatımıyla başlamak en iyisi. Bir nehir gibiydi; ilk bakışta duygun ve sakin görünse de su gibi akıp gitti. İçine çekip o duyguların ortasına hapsetti. Böyle bileğime çekil bir halat bağladı ve sayfaların içinde tuttu beni. Ve ben bayıldım.

Sabine okuduğum diğer kadın karakterlerden çok farklı, rastlanmayan bir özelliği var. Ve bu özelliği kitabın can damarı. İçinde olduğu durumun tüm kontrolünü elinde olduğunu düşündüğümüzde hiçte öyle olmadığını çevirdiğiniz her sayfa ile anlıyorsunuz. Sabine'in kontrolü dışına gelişen bir sistem var ve bu sistemin bir parçası Sabine.
Her yirmi dört saatti her iki bedende de geçiriyor, aynı günü iki kez yaşıyor. Roxbury'de yaşadığı hayatı diğerine göre daha düşük, alelâde bir semtte. Yine de hayatına kıyasla iyi sayılabilecek bir evde yaşıyor. Çok sevdiği küçük kardeşi Maddie, sorumluluk kumkuması bir annesi, İşkolik bir babası var. Ailesinin işlettiği eczane dükkanı var. Wellesley'deki hayatıysa daha ferah bir düzende. Saygın bir ailenin üçüncü çocuğu, iki ağabeyleri ve en seçkin okulda okuyor. Kısaca imrenilecek türden bir hayata sahip.

Sabine'nin kişiliğinde hayran olduğum bir konu var. Her iki hayatını da kendince kurduğu düzlemde dengede yaşıyor. Hiçbir açık vermeyecek şekilde ne yaptığını biliyor olması ve bunu yaparken de yalnız başına olmasına rağmen üstesinden gelmesi ne kadar güçlü olduğunu kanıtlıyor. Ve benim de hayranlığımı sonuna kadar kazanıyor.
Sonra.... Ethan. Bir ah çektiriyor bana, gözlerimin dolmasına sebep oluyor bu adam. Ben bu karakteri çok sevdim. Kitabın içine elimi uzatmak istedim okuduğum sayfalarda, yakasından tutmak, çekip çıkarmak, sımsıkı sarılmak, dokunmak istedim. Okuduğum kitaplarda elbette ki hayran olduğum erkek karakterler oldu, hatta aşık oldum diye dolandığım bile vardır. Ama ilk defa, bir karaktere sımsıkı sarılmak istedim. Beni ağlatmayı başardığı su götürmez bir gerçek. Duygusal açıdan sağlam bir sarsılma yaşamama neden oldu.

Bu kitabın bir devam kitabı olsa nasıl olurdu diye düşünmüyor değilim ama ilk kitaptaki o duyguları devam ettirip ettirmeyeceğine karşı tereddütlerim doğuyor. İlk kitabının yerini tutup tutamayacağı ile alakalı bir düşünce sızıyor zihnime, büyüsü bozulur diyor içimden bir ses, ilki kadar sarsıcı olmaz. Sonrasında ne olduğunu okumak isterdim ama iç sesim hak vermeden de duramıyorum.

Özetle, kitabı çok beğendim. Yayınevinin orjinal kapağı kullanması da en hoşuma nokta oldu. Farklı bir kitap okuyayım diyor ve kısa zamanda bitirmeyi hedefliyorsanız bu kitaba şans vermelisiniz. Akıcı bir o kadar etkileyici bir kitap İki Hayat Arasında. Mutlaka okumalısınız.


0 yorum:

Yorum Gönder