Yazar Röportajı #3 Şüheda Aksu - Güven Bana





Sonsuzdur yol, ne kısaltılacak ne de eklenecek bir şey vardır, ama yine de herkes kendi çocuksu arşınını tutar yolun üstüne. “Gerçekten de bu bir arşınlık yolu gitmen gerek, bu sana hatırlatacak.”
*Franz Kafka / Aforizmalar

Kafka’nın dediği kadar vardı. Her insan içindeki çocuğun masumiyetiyle çizdiği bir yola sahiptir. İlerler ya da yolun ortasında durur, kendinedir her şey...
Her insanın bir hikayesi, bir macerası vardır.
Senin hikayen ne peki? Şüheda Aksu kimdir, necidir, bize kendinden bahseder misin?

Aslında bahsedebileceğim öyle farklı bir şeyler yok. 18 yaşındayım, liseden bu sene mezun oldum ve tekrar üniversite sınavına hazırlanacağım. Onun dışında klasik bir hayatım var.
Okuldan yeni mezun olan ve çiçeği burnunda bir yazar. Okul ile birlikte yazmayı yürütmek zor değil miydi?

Evet öyle smile ifade simgesi Zordu aslında. Güven Bana'yı yaklaşık olarak iki yıl önce başladım. Sınav zamanlarında ara verdiğim olmuştu ama hep devam ettim. Finali son sınıfıma denk gelmişti zaten. Asıl zorlanacağım zamanlarda yazmaktan elimi eteğimi çektim yani.

Yazmaya ne şekilde ve ne zaman başladın?

Ortaokul döneminde de ilgim vardı her zaman. Hatta Türkçe hocamın açtığı Yazarlar Okulu diye bir kursumuz bile vardı. Kısa hikayeler, denemek yazardık. Sonra bırakmıştım ama. Liseye geçtiğimde ise bu istek tekrar canlandı. Güven Bana'dan önce başka bir kurgum vardı ama ona devam etmemiştim. 10.sınıfta ise tam anlamıyla Güven Bana ile tekrar döndüm.

Güven Bana dönüm noktası olmuş bir bakıma yani grin ifade simgesi Peki ilk yazdığın kurgunda, günün birinde yazdıklarının kitaplaşmasını düşünmüş müydün?

Kesinlikle hayır :) Ben bu kadar insanın okuyacağını bile düşünmemiştim. Sayı gittikçe artmıştı ve ben en fazla bu kadar olabileceğini, bu kadar sevinebileceğimi düşünmüştüm. Şimdi ise kitap oldu :)


Peki Güven Bana’nın kitap olması kararını verdin? Sonuçta bu karar bir nebze de olsa hayatını değiştirecek bir karar.

Wattpad'de hikayeler kitaplaşmaya başladığı zaman okurlarımdan bir sürü mesaj almıştım ama her seferinde böyle bir planım olmadığını söylüyordum. Yine de büyük konuşmamak gerekiyormuş :) Bir süre ertelemek istesem de bunu da yapmadım ve şimdi kitap işte :)


Yazarken tıkandığın, devamını getiremediğin oluyor mu hiç? Öyle zamanlarda genellikle neler yapıyorsun?

Ya oluyor tabi. Güven Bana'da bu biraz daha azdı ama zaman zaman onda da olmuştu. Genelde müzik dinlerim, film izlerim deniyor biliyorum ama ben hiçbir şey yapmam çünkü aksine başka şeylere daldığımda ilhamım kaçıyor. Ben sadece bırakıp  biraz nefes alırım. Kurgumu düşünürüm uzun uzun, olacakları zihnimde canlandırırım defalarca. Ve elbette kurgularımda finalim her zaman bellidir bu yüzden bir de onu düşünürüm. Sonra kendiliğinden akıyor her şey.

Yazarın karaktere can verirken kendinden parçalar da kattığını düşünürüm ben, Güven Bana kitabındaki hangi karakter sana en yakın?

Her ne kadar bolca tepki alsa da Armin benim için en yakın olan karakter. Zaten belki de bu yüzden onu bu kadar benimsedim. Hatta hala zaman zaman onu düşündüğüm bile olur :) Bazı şeyleri kesinlikle yapmam diyecek kadar uzakken bazı tavırları da ben de aynı tepkiyi verirdim diyecek kadar ben sanki.

Oldukça merak ettiğim konulardan biri olan kurgu kısmı, kurgularını nasıl ve neye göre yapıyorsun?

Daha hiç bir şeyler yazıyım, bir kurgum oluşsun diye düşünmedim. Yani bir şeyler kafamda kendiliğinden canlandı her zaman desem abartmış olmam. Herhangibir şey ilham olabiliyor bana. Güven Bana, uyumak için yatağıma yattığımda oluşmuş bir kurgu :D Temellerini atmak için ufak notlar alıp bir giriş bölümü yazmıştım hemen. Sonrasında ise yazmak için başına oturduğumda her şeyi belirledim. Ya da yeni çalışmam Kayıp Güneş mesela. Bir fotoğrafa bakmamla oluştu aklımda :D

Güven Bana’yı bize anlatır mısın? Çıkış noktasından ilk kitabın finaline kadar. Hatta ikinci kitaptan ip uçları bile verebilirsin, bize sorun olmaz 

Yazmaktan daha çok zorlandığım bir şey varsa o da kurgumu anlatmak sanırım ama biraz bahsetmeye çalışayım. 
Genelde hep çok kızlar ve kendini biraz geriye çeken erkek karakterler okudum. Üstelik saf bir sevgi nadirdir nedense. Güven Bana biraz kendi ihtiyaçlarımdan doğdu. Bir erkek, deli gibi ve en masum duygularıyla sevebilir bana göre. Bu sırf kadın cinsiyetine mahsus değildir. Bu düşüncelerle Yağız oluştu :) Yağız ise Armin karakterini doğurdu sanırım. Armin 18 yaşında ve neredeyse hayatta yaşayabileceği tüm zorlukları yaşamış bir karakter. Aşkmış, sevgiymiş bunlara ayırabileceği bir zamanı bile yok. Düşünceler ve acıyla kaplı tüm benliği. Çok tepki alsa da, okuyanların çoğunluğu Yağız'ın sevgisine karşı nasıl böyle olur dese de kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar aynı Armin'i yazdım ben ve herkes aynı Armin'i okudu. En başından isteğim buydu zaten. Kurgumda asıl olan güven ve acı oldu. Hayata karşı güvenini kaybetmiş bir kızdan hemen aşık olup karşısındaki adama kendini bırakmasını yazmadım. Aşkın bu hali yoktu :) Saf bir şekilde işledim ben hatta buna sevgi diyelim. Armin ve Yağız dışında ise bir sürü karakterim vardı. Madde bağımlısı olup kurtulan, dostundan kazık yiyip bir şekilde kaldığı yerden devam eden... Herkesin bir telaşı vardı yani kitabımda. İkinci kitaba ve finale gelecek olursak... Birçok şey ikinci kitapta ortaya çıkıp sonuçlanacak. En büyük acılar ve en büyük mutluluklar da ikinci kitapta diyebilirim. Yine Armin'e çok kızılacak sanırım ama zaman zaman Yağız'ın başka bir yüzünü de göreceğiz. Onun da bir insan olduğunu ve patlayabileceğini unutmamak lazım elbette :D

Kitap teklifi aldığında ne hissetmiştin? Ve müjdeli haberi ilk kiminle paylaştın?

İtiraf etmek gerekirse, ilk biri benimle dalga geçiyor sandım :D İnternete girip araştırdığımı ve söyledikleri şeyin doğruluğuna baktığımı hatırlıyorum :D Çok garip hissetmiştim. O kadar beklemediğim bir şeydi ki heyecanlanamıştım bile. Sonra ise anneme seslendim hemen. İlk öğrenen annemdi yani.

 Yazmanın sana ne gibi katkıları oldu?

Gerçek anlamda insanları anlamaya başladım desem abartmış olmam. Bambaşka hatta olmayan birilerine bürünüyorsunuz ve sayfalarca onu yazıyorsunuz. O ne tepki verir? O ne der? Bunlar dönüp duruyor insanın kafasında. Ve elbette yazdığınız kurguyla birlikte bir sürü insan giriyor hayatınıza. Armin'den yola çıkıp kendi hayat hikayesine yolculuk yaptığımız çok okurum oldu. Ya da kenarından köşesinden benzerlikler yakalayıp benimle dertleşen. Böyle şeylerle insanların arasına, derlerine ve hayatlarına daha çok dahil olduğumu hissettim.

Demirbaş sorularımdan birine gelirsem, kitabının film ya da dizi olmasını ister miydin?

Bilemiyorum gerçekten. Sanırım her insan kitabının böyle bir alana geçmesini ister ama bir filme sığdırılıp her şeyiyle yaşatılabilir mi emin değilim. Belki dizi... Ama dram ağırlıklı olması da buna engel olur sanırım :)


 Son olarak okurlarına neler söylemek istersin?

Klasiktir bu biraz ama yine de söylemeden geçemeyeceğim. Ben yazdım ama onlar da okudu. Çok aşırı değil belki ama böylesine bir kitleye ulaştığım için çok mutluyum. İçlerinde konuştuğum, konuşmaya devam ettiğim çok okurum var ve hepsi ayrı ayrı çok değerli. Günün birinde hepsiyle tanışmayı çok isterim. Teşekkür etmek dışında başka bir şey söyleyemem sanırım. Hepsini çok seviyorum :*



Armin, geçmişin gölgeleriyle yeni bir hayata başlamaktadır. Ağabeyinin gözlerinin önünde öldürülmesiyle birlikte mutsuz geçirdiği yıllardan sonra zorla taşındığı şehir ona hem yeni acılar hem de huzur getirecektir. Eski hayatını ve arkadaşlarını geride bıraktıktan sonra yaşadığı ilk yenilik Serenler Koleji'dir.
Karşısına çıkan yeni insanlara güvenip yeni arkadaşlıklar kurmaya çalışırken kendisinin bile bilmediği sırlar engel olacaktır her seferinde. "Kimseye güvenme," sözleriyle büyümüş bir genç kız iken ailesine göre en yanlış kişiye güvenecektir.
Peki ya aşk? Acıların arasında kaybolmuş kırık kalbi hazır mıdır yeni bir duyguya? En az kendisi kadar mutsuz ve zor bir hayat yaşayan donuk mavilikler mi ısıtacaktır buzlanmaya yüz tutmuş kalbini, yoksa kokusunu oksijenle bir tuttuğu gri, yeşil karışımı gözlerin sahibi mi?

(Tanıtım Bülteninden)




0 yorum:

Yorum Gönder