Ruhun Ateşi - Rita Hunter || Kitap Yorumu

Yazar: Rita Hunter
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Sayfa:479
Yıl: 2015


Sophie Langford çileden çıktığında birilerinin hayatı kökten değişecekti...
Sevgi dolu bir ailede büyüyen Sophie'nin huzur, zenginlik ve bolca sıradanlıkla geçen hayatındaki tek renk, seneler önce bir kazada ailesini kaybeden kuzeni Liliana'ydı.
Ailesine katıldığı ilk günden itibaren anne ve babasının sevgisi de dahil ona ait her şey üzerinde sinsice hak iddia eden kuzenini kabullendiğini sanıyordu Sophie. Hatta Liliana baş döndüren güzelliğiyle ilk aşkını elinden aldığında bile bu kabulleniş elini kolunu bağlamıştı, çünkü babasına Liliana'ya asla kızmayacağına ve onu seveceğine dair söz vermişti. Ancak sabrının da sınırları vardı ve bir gün o sınırlar küçük bir olayla ortadan kalktığında Sophie'nin aklındaki tek şey kuzeninin meydan okuyuşuydu.
"İlgimi hak eden erkeği bulduğumda onu baştan çıkarmayı dene... Tabii becerebilirsen..." demişti kuzeni. Eh madem istediği buydu...
Leighton Kontu Brendan Blackmore... Kibirli, buz gibi ve ulaşılmaz bir soyluydu. İnsanda merak, heyecan ve nefret uyandıran onca meziyete sahip bu adamın ilgisini çekmek göründüğünden çok daha zordu. Üstelik o ve Liliana birbirlerinden fazlasıyla hoşlanıyorlardı. Ancak Sophie kararlılığının önüne hiçbir kuvvetin çıkmasına izin veremezdi, çünkü Liliana başına gelecekleri çoktan hak etmişti. Üstelik Brendan Blackmore'u her gördüğünde hissettiği kalp çarpıntısı ve umutsuz arzu başka hiçbir teşvike yer bırakmayacak kadar güçlü ama bir o kadar da ürkütücüydü.
Sophie'ye göre Brendan'a dokunmak buzla yanmaktı ve Sophie yanmak istiyordu.

İkisini bir araya getiren skandal, onları artık geri dönüşü olmayan bir yola soktuğunda Sophie ya pes edecek ya da imkânsız gibi görünse de mutluluk için sonuna kadar direnecekti.






Serinin ikinci kitabı olan Ruhun Ateşi, sindirilerek ve uzun vadeye yayilarak okunup bitti. Ama bitmeseydi diyebileceğim bir kitaptı da aynı zamanda.
Akıcı anlatımı, zeki kurgusu ve usta kalemiyle Rita Hunter doyulmaz bir ziyafet sunuyor bizlere. ve o mistik havaya bürünüp bahsi geçen zamanlara gidiyor, okumayıp adeta yaşıyorsunuz kitabı.
Sophie Langford’un çocukluğu kuzeni Liliana yanlarına taşınmadan öncesine kadar harika geçiyordu. Ailesinin tüm ilgisi ve sevgisi bir tek kendi üzerindeydi. Ta ki o gün, babasının elinden tutarken gelen arabayı seyredene kadar. Kuzeni ailesine geldiği andan itibaren anne ve babasının ilgisini üzerine çekerken, sevgilerini de Sophie'nin elinden almıştır. Böylece Sophie hep ikinci plana atılır.
Aslında Sophie kuzenini hep sevmiş, hoş görüyle karşılamış, yeri geldiğinde koruyup kollamıştır ama kıskançlık gibi habis hisleri yüreğinde taşıyan Liliana, kuzenine hayatı cehenneme çevirmek için elinden geleni yapar. Bardağı taşıran  Sophie’nin kendince biçtiği değerli olan şey'ini - burayı kitaba saklıyorum okuyunca göreceksiniz- elinden alması olur. Sophie ise çıldırır, çileden çıkar.
Ve böylece kitap Liliana’nın Sophie’ye “İlgimi hak eden erkeği bulduğumda onu baştan çıkarmayı dene... Tabii becerebilirsen...” demesiyle başlıyor.
Kuzeninin tüm çirkinliklerine göğüs geren Sophie tüm sempatimi kazandı. Öyle ki kitabı bitirip, satırları ezberlememe rağmen tekrardan başa sarıp okuma isteği ile dolup taşıyorum.
Liliana'dan ise nefret ettim. Tamam ailesini kaybetmiş hoşgörü göstereyim diyeceğim de bu ne şırfıntılıktır arkadaş! Kıskançlık onda, kibir onda, şirretlık onda, kendini beğenmişlik onda.... Bu kız şeytanın yer yüzü şubesi gibi bir şeydi. İnsan hep mi kötü olur yahu, en ufak bir yumuşama ne bilim pişmanlıklar olmaz mı?
Olmaz!
Brendan ise, sanırım okuyup en sevdiğim Rita hunter erkeklerindendir. Tamam, bazı yerlerde küplere binerek çıldırmadım değil. Hani su katılmamış odunluğunu, el değmemiş öküzlüğünü  görmezden gelirsem, ettiği lafları yok sayamam. O sarf edilen ham laflar, öyle bir saplanıyor ki yüreğe, Sophie yerine ben oturdum hırsımdan üzüntümden ağladım. ama yinede seviyorum. Sanırım aşk öyle sihirli bir şey ki kaya kadar sert yüreğin olsa ya da bundan bir yürek, ateşiyle eritip pamuk şeker kıvamına getiriyor.
Uzun söze gerek yok, bu türü sevenlerin bayılabileceği bir kitap olmuş Ruhun ateşi. Ve son sayfada gözleriniz dolu dolu olarken "Neden bitti ki?" dedirtebiliyor.
***

Amansız bir rekabet, tatlı çekişmeler, kazanma hırsı ve yasağa olan tutku.
Brendan bir kumpasın içine sürüklendiğinden habersiz, işleriyle uğraşır, dostlarıyla şakalaşır, güzel kadınlarla flört ederken Sophie bomba misali düşer hayatının ortasına. Öyle başını döndürür ki ne akıl kalır ne sağ duyu.
Birbirlerine inat iki insan. Biri soğukluğu, kibiriyle nam salmış Brendan, bir diğeri hayalperest, sıcak kanlı aynı zamanda çocukça bir intikam oyununa düşen Sophie.
Onların hikayesi kalbinize işleyecek. Satırların büyüsüyle sarhoş olup, aşkın gücünü ruhunuzda hissederken kalbiniz ateşle kavrulacak.
Aslında kitapta dile gelmesi gereken yerler çok, ama ben size saklıyorum o kısımları. Okuyup kendiniz şahit olun istiyorum.
Yazarımı bir kez daha takdir ediyor, kalemine sağlık diyorum. Harika bir soluktu. Okuyun, pişman olmayacaksınız.



Seri Sıralaması:
*Ateş Dizisi Serisi*
1. Aşkın Ateşi
2. Ruhun Ateşi
3. Kalbin Ateşi





0 yorum:

Yorum Gönder