20 Mart 2015 Cuma

Kadınımın Şarkısı - Eda Tuzcalı || Okuma Etkinliği 'YORUM'







 Kitabın Yazar: Eda Tuzcalı 
Yayınevi: Dokuz Yayınları
Sayfa Sayısı: 518
Yayın Yılı: 2015










“Eğer aşk cevapsa o halde soru neydi?” diye başlıyor aslında serüven. Yazarın bize söylediği ve söyleyecekleri bir dolu sandık.

Yazarın ikinci kitabıdır Kadınımın Şarkısı. Daha önce de Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım kitabı çıkmış, birçok okurun beğenisini kazanmıştı. Anlatımı, kalemi kendine has olan yazarlardandır Eda Tuzcalı.

Gel gelelim kitaba.Kitapta kızdığım noktalar oldu, hatta ‘yok artık ya’ diye ciyakladığım çok yer oldu. Güldüm de, duygulandım da. Her duyguya dalıp dalıp çıktım. Ama en çok kızdım. Dünyaca ünlü ve vurgun olduğum dövmelere sahip Rock yıldızı Robert Peters, gizemli bir hatunla yolları kesişir. Bu hatun gizemlidir, güzeldir ve aynı zamanda da duygularını saklamakta çok ustadır. Bizim çapkın star bu gizemli hatuna vurulur da bu hatunun güven sorunu vardır.Kitabın içine dalıp tamamını anlatmayacağım. Çünkü o zaman yorum yapmış olmam. Kitabı özetlerim. İpucu vermeden üstün körü anlatmam gerekirse, Sea tiyatro aşığı bir oyuncu. Aynı zamanda birkaç kişi ile sahne alıp şarkı söylemiş. Sesi de gerçekten güzel. Zaten bu özelliği sayesinde Robert ile karşılaşıyor.

Robert’in kendisine sahnede eşlik edecek birine ihtiyacı var. O ‘biri’ gerçekten iyi olmalı ki bizimkiyle enerjileri uysun. Şans işte, Sea tam  o ‘biri’ yani mükemmel.Robert’in Sea seçeneği kesinleşmesiyle kadını araştırır. İlk kez gördüğü zaman der bu kadında var bir şey, belki dili söylememiştir ama ben yüreğinden duydum.
Ve böylelikle macera başlar...


Kitap güzeldi. Anlatımı akıcı, sıkmadan ilerleyen bir kitap. Karakterlerin kendilerine has havası vardı. Özellikle yıldızımın bir türlü barışmadığı Sea... Tamam, gerçek biri olabilir -teşekkür kısmındaki Sinem ablaya selamlar- ama bu kitapta sevemedim. Böyle kendine çok güvenen tavrı, bilmişlik taslaması, her şeyde ‘hey, ben üstünüm dostum’ ayağında dolanması beni deli etti. Kadının dişli olmasını severim ki Sea da öyle. Tuttuğunu koparıyor. Ah tamam, tamam, kıskandım. KISKANDIM! Ne var, Rob gibi bir adam ondayken ben bu hatuna çamur atmayayım mı? Yok öyle bir dünya.
Robert’in de fena halde faka bastığı kısımları oldu ve çabalamalarını, sürünmesini okurken hak etti dedm ama, Sea da hiç masum değildi. Değildi. Masum değildi tamam mı? Hey sen! Sallama kafanı, bir şey diyoruz şurada.
Her neyse...


Şu an kardeşimle oturmuş Beşiktaş maçını seyrediyoruz. Ve ben bir ofsayt pozisyonu olsun diye pusuya yatmış bekliyorum. Kitaptaki sahneyi yaşamam mümkün değil ama hakem Rus, hani, bir ümit. Sea gibi “Ofsayttı.” diyerek diretmeye kalksam kardeşim Rob gibi “hayatım...” ile başlayan cümle kurmaz, biliyorum. Anca kafama yastık fırlatır benimki. O yüzden susuyor, maçta kalan gözlerimi çekiyor ve yorumuma dönüyorum.İşin özü, Eda Tuzcalı için şu söylenebilir. Gün geçtikçe kendini geliştiren, ileriye dönük başarılı bir yazar olma yolunda emin adımlar atan biri. Bu güzel. Okur için de, yazarlar dünyası içinde. Bence okunması gereken bir yazar, okuyup kendiniz görün derken... “Yapma be Dembabaaaa, hadi be!” diye vuruşu kaçıran oyuncuya sövme eylemine katılıyorum...




Böylece etkinlikteki kendi görevim sona ermiş bulunmakta. Emeği geçen herkese teşekkür ederekten kitabı şiddetle tavsiye ediyorum!
Yeni etkinliklerde ya da yorumlarda alıntılarda buluşmak üzere ;)








17 Mart 2015 Salı

Kadınımın Şarkısı - Eda Tuzcalı || Okuma Etkinliği 'ALINTILAR'






Bu sefer farklı bir format ile karşınızdayım. Bir okuma etkinliğinde yer alırken birbirinden tatlı insanlarla tanıştım. Ve heyecanlıyım!
İlk okuma etkinliğim ve bu yüzden çoook heyecanlıyım!
Kitabımız Dokuz Yayınları tarafından çıkan Eda Tuzcalı'nın yeni kitabı Kadınımın Şarkısı.
aramızda kalsın ben okurken bayıldım! Sizlere de tavsiyemdir!
İşte alıntılarımız ;)







Golü son anda engelleyebilen kaleci arkadaşlarının tebriklerini kabul ederken Robert farkında olmadan kalktığı koltuğuna geri oturdu. Sea çatık kaşla sahayı izliyordu.
"Ofsayttı!"
robert pozisyonun tam olarak farkında değildi fakat Rus hakemin hatalı karar vermiş olabileceğine ihtimal vermiyordu. "Sanmıyorum."
Sea öfkeyle yineledi. "Sana ofsayttı dedim!"
"Tatlım bayrağı kaldırması gereken ben değilim. Neden bana kızıyorsun?"
"Çünkü ofsayttı!."





“Onlar senin için bağırıyorlar.”
Robert, onu çenesinden tutarak başını havaya kaldırdı. “Emin misin?”
Robert’ın ne demek istediğini anlamak istiyormuş gibi başını hafifçe sola eğerek kaşlarını çattı. Dışarıdaki sese bu kez duymak istemiyormuş gibi değil de tam aksine ne dediğini anlamak istiyormuş gibi odaklandı.
“Robbbeeeeeeeeeesiiii... Robeeeeeeesiiiii... Robbberttt Seaaaa”
Sea sonunda tezahüratlarda kendi adını ayrımsadığında yüzünde şaşkın bir ifade belirmişti. Robert dayanamayarak dudaklarına minik bir öpücük bıraktı ve ayağa kalkarak elini ona uzattı.
“Hazır mısın?”







Robert sahneye çıktığında kendisini bir sahtekâr gibi hissetmeden edememişti. Onu Sea ile birlikte görmek için para ödemiş binlerce kişiyi aldatmıştı. Tıpkı onu da aldattığı gibi... Her zamanki heyecanıyla değil de suçluluk duygusuyla karşılarında durmak gerçekten can yakıcıydı. Onun için çığlık atan binler, sahtekârlığını öğrendiklerinde ne tepki verecekti? Birçoğu kendisini dinliyor olmakla yetinebilirdi belki ama Robert onları kandırmış olmanın ağırlığını öyle de olsa hissedecekti.









Robert şarkının son dizelerini söylediğinde Jimmy ayağa kalkip alkışlamaya başladı.“Sea... Az bile söylemişsin” dedikten sonra Robert’e döndü.
“Robert bana bir şarkı yazman için ne yapmam gerekiyor? Seninle yaptam yeterlı olur mu?”
Robert adama kahkahalarla gülerken stüdyo da ona eşlik etmişti. Sea, “Cesedimi çiğnemen gerekir” dediğinde ortalık resmen inledi.

P.S: Bu kısımda itiraf etmeliyim ki kahkahalarıma engel olamadım :)

***





3 Mart 2015 Salı

Aylardan Aşk - Meral Kır || Kitap Tanıtımı


   


Müptela Yayınları'ndan çıkan güzel kitap!



Kitabın Yazar: Meral Kır 
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı: 592
Yayın Yılı: Kasım 2014


Böğürtlen Kışı ve Son Kamelya kitaplarının yazarı Sarah Jio
Gerçek olduğunu düşündüğünüz hayatınızdaki her şeyin kocaman bir yalandan ibaret olduğunu öğrenseydiniz, ne yapardınız?

Zengin Sancaktar Ailesi'nin en küçük çocuğu olan Tanem için hayat oldukça sıradandı. Arkadaşları ve ailesinin her zaman yanında olduğu Tanem'in tek gayesi işinde ilerlemekti, ta ki katılmak için gittiği, ama katılmadığı o toplantı sonrası geçirdiği trafik kazasına kadar...

İki yıl boyunca uyuyan Tanem uyandığında, hafızasını kaybetmiş ve yanında doktoru Yağız'ı bulmuştu. Ailesi ve geçmişine dair, özellikle bir şeyleri hatırlamak istemiyor, bir şeylerden kaçıyordu sanki. Yağız, uyutulduğu esnada kendisini zehirlemek isteyen esrarengiz kişiden de haberi olmayan Tanem'e hem yakınlık duyuyor hem de Tanem'in geçmişinde ne olduğunu ve onu kimin öldürmek istediğini bulmaya çalışıyordu.
Diğer taraftan Tanem'den uzak durmaya çabalıyor, adeta onunla savaşıyordu.

Acaba Yağız, Tanem'le ilgili gerçekleri öğrenebilecek miydi ve daha önemlisi Tanem'in aşkına karşı koyabilecek miydi? 
(Tanıtım Bülteninden)