24 Şubat 2015 Salı

Yazar Röportajı #1 || Meral Kır - Aylardan Aşk & Aşkı Seçtim



“Önemsiz geliyor bu yazışmalar artık; önemsiz de.” diye dert yanmıştı Kafka yazdığı mektubunda Milena’sına. “En iyisi bir trena atlayıp Viyana’ya gitmek ve seni almak; yaparım da belki, istemediğini bildiğim halde.”

O’nun o aşkının çaresizliği gibi uzun mesafelerin acımasız gercekliği koşup tünemez mi yanyana düşmek isteyen kalplere? Tüner tabi.
Belki de Kafka’nın yapmak isteyip de yapamadığını yapmalı insan. Sevildiğini bildiği kişilerin yanına gidip sevmeli? Doğrusu da bu değil mi zaten.
Mesafeler, ah mesafeler. Hani aynı şehirde olsan koşup gitmek istediğin insanlara sırf mesaleler var diye arada tıpkı Kafka’nın dediği gibi, önemsiz kılıyor ya.
Sevmek ah, sevmek...
Kaleminden büyüler akan yazarların karakterlerinin yaşadıkları, gerçek dünyanın kaybettiği o sevmek. Sahi, insan imkansızken de sevdiğine ulaşmaya çaresizce çırpınırken sevmeye kıyamıyordu, ne oldu onlara? Satırlarda, büyüklerimizden dinlediğimiz o masallarda mı kaldı?
Yok, hayır. Kabul göremez kimse bunu.
Hem dedim ya, kaleminden büyü akan yazarlar var, işte onlardan biridir Meral Kır.
İlk konuğum sevgili Meral Kır’a beni kırmayıp röportaj teklifimi kabul ettiği için teşekkür ederim.

Uzun zamandır tanışıklığım olan bu zarif kadına olan sevgimi dillendirmeden önce daha önceden hazırladığım sorularıma gecelim. Bilindiği üzere Meral Kır’ın Müptela Yayınları’ndan çıkan iki şahane kitaba sahip. Aylardan Aşk ve Aşkı Seçtim. Sancaktarlar Serisinin 3. Kitabının da son sürat yazıldığı bilgisine de sahibim. Kitaplardan önce sevgili Meral Kır’ı yakından tanıyalım.


Bize kendinizden bahseder misiniz? Meral Kır kimdir ve nasıl bir kadındır?


Seni tanımış olmaktan dolayı duyduğum mutluluğu uzun uzun anlatmıyorum ama benim için çok özel bir insan olduğunu söylemeden de geçmek istemiyorum.
Evli, mutlu ve bir erkek çocuk annesiyim. Özünde muhasebeci ama yazar olmak için didinen kelimelere aşık biriyim. Kimliğim 36 yaşında olduğumu söylüyor ama bence ben hala yirmi yaşların başındayım.  İstanbul / Üsküdar da yaşıyorum hatta bu semte karşı çok özel duygular beslediğimi itiraf ediyorum.


Okul zamanımda bir hocamın kafası sayısala çalışanların kurduğu cümleler daha sağlam ve daha dokunaklı olduğunu söylemişti. Tecrübelerim ve gözlemlerimle muhasebe, işletme mezunu yazarların cümleleri daha bir özel ve daha bir büyüleyici. Buradan çıkan özet, evet, ben de muhasebe mezunuyum 
Her neyse, konuyu sarkıtmadan sorularıma devam edeyim.
Peki yazmaya sizi iten neydi? Bir gün uyanıp “Evet, ben kitap yazayım ve yazar olayım” mı dediniz? İçinize yazma aşkı ne zaman doğdu da tamam deyip kalemi elinize aldınız?


Çok küçük yaşlarda kitap okumaya başladım ve okuduğum kitapların yazarlarına büyük hayranlık duydum. Sanırım tam o zamanlar karar verdim yazmaya. Ortaokul yıllarında hikayelerimi yazdığım defteri yanımdan ayırmaz, herkese "bir gün ben yazar olacağım, kitabım olacak." derdim. Demek ki ayrıca öngörülü bir insanmışım.


Peki kitabı yazarken konuda sıkıntı çektin mi? Aylardan Aşk yalnızca aşk kitabı değil. İçinde sırları barındıran, aksiyon havası da var.


Aylardan Aşk bol konulu olduğu için konu bulmakta sıkıntı çekmedim ama olayları birbirine bağlayıp sonuca varmaya ve bunu yaparken mantığa ters düşmemeye çalıştım derken epey bir yoruldum
Aylardan Aşk’ın seri olacağı daha önceden tasarlanan bir şey miydi? Yani tek kitap da olabilirdi. Karakter bolluğu ve onlarında gizlenen sırlarını çözmek için seri oluşu sizi yoruyor mu?

Seri olacağı en baştan belliydi ama iki veya üç kitaplıktı. Dördü bulması sürpriz oldu. Her kitabın içinde konu ve gizemler karakterlere göre farklılık gösteriyor. Yani kendi hikayelerini kendileri belirliyorlar aslında.
Her yazarın hayalleri arasında kitaplarının beyaz perdeye taşınması da vardır. Olaki bir gün, Aylardan Aşk ya da Aşkı Seçtim için film teklifi alsan cevabın ve olası as kadro oynayacak isimler kimler olurdu?
Ben şahsen Yağız’ı Tanem’i Doruk’u Asya’yı ve diğer tüm karakterleri beyaz perdede izlemek isterdim  :D

Güzel kitapların filmleri pek beğenilmez ama diyerek konuya girmeyeceğim tabii ki! Tanem'i Tuba Büyüküstün Doruk'u da Mehmet Günsür oynasın isterim. Ama Yağız ve Asya'yı bilmiyorum.  Önerilere açığım :D
Murat Yıldırm ya da Murat Boz? Her ikisininde oyunculuğu iyi, ayh ikisine de aşığım. Hiç dile getirmiş miydim? 


Kitap yazmada yazmak kadar etrafımızdaki insanların desteğide önemli. Aile, arkadaş, eş dost... Çevrenizdeki insanların size desteği tam mıydı?
Ve hiç “Acaba” ile başlayan düşüncelere kapıldınız mı?

Destek mi? İnanılmaz derecede sahibim. Eşim, oğlum, Asi, Serpil, annem, babam, kısaca herkes, herkes ve herkes. Bu konuda çok şanslıyım. Arkadaş, dost, kardeş bildiğim herkes yanımda oldu. Bu duygu insana kendini güvende hissettiriyor ve kesinlikle tarifi yok.

"Acaba" ile başlayan cümlelerim var ama "keşke" olmadığı sürece onlarla mutluyum.
İnsanın hayatında hiçbir zaman “keşke” ile başlayan cümleler kuracak anlar yaşatmasın  Destek görmek güzel bir duygudur eminim... Her neyse.
Peki hiç korktuğunuz anlar oldu mu? Yani kitabınızın beğenilmeyeceğiyle alakalı endişeleriniz oldu mu?

Gerçi bunlara fırsat olmamıştı, gördüm. Herkes tarafından sevilen ve takdir edilen bir yazarsınız 

Çok teşekkür ederim canım  daha iyileri senin olsun. Korkmak değilde endişe vardı. Karakterlerimi ve onların hikayesini herkes sevsin isterim tabii ki ama tarzına, ruhuna, hayatı ve düşüncelerine ters düşen okuyucular oldu ve bu hep olacaktır. Beş parmağında beşi bir olmuyor, beğenen gibi beğenmeyen de mutlaka olur. Önemli olan eleştirilerin samimi olması, doğru olması ve emeğe hakaret içermiyor olması.


Diyelim ki elinizde bir sihir var, hayatınızda neyi ve niçin değiştirmek isterdiniz?
Ve bir başka merakım, kitaplarınızda değiştirmek istediğiniz “bunu eklemesem daha iyi olurdu” dediğiniz oldu mu?
Çok şükür yaşadığım hayattan çok memnunum. Elimde bir sihir olsaydı hayatımın değişmemesini isterdim. Kitaplarım içinde aynı şey geçerli aslında. Her bir karakter ve onların yaşadıkları çok içime sindi. Onlarda aynı kalsın değişmesin.


Peki yeni kitap hakkında ufak tiyolar almadan önce, Aylardan Aşk ile Aşkı Seçtim’in doğuş hikayesini dinlesek, olur mu? 

Aylardan Aşk benim beyin cerrahlarına karşı duyduğum büyük hayranlık sayesinde başladı. Kitap tamamen Yağız üzerine kuruldu.Devamını da ona göre geldi. İyi ki de geldi. Öyle değil mi?

İyi ki! Ve iyi ki Tanem o hastaneye düşüp Yağız bize yaşattı  Ahh ah... Bir neyse daha :)

Doruk’u Aylardan Aşk kitabında sevmeyip düşman olan çoktu. Bense nötr tanımak için tutuştuğum bir karakterdi. Aşkı Seçtim de o tüm düşman olanlar Doruk’a aşık oldu. Daha yakışıklım ile tanışamadım -düğün telaşesi vs- ama yakın zamanda tanışmayı istiyorum da. Bu planlanan bir şey miydi? Hani son gülen iyi güler hesabıyla herkese Doruk’u sevdirdin.


Ah zavallı Doruk'um ne laflara maruz kaldı. Aylardan Aşk'ı planlı olarak öyle bitirdim. Son noktayı koyarken bile ben onun masum ama erkek genlerinden dolayı kadınlara karşı saf olduğunu biliyordum.
İşittim ben de, gördüm Doruk’a neler dendi. Merakım da kamcılandı, inşallah yakın zamanda okuyup bitireceğim.


Şimdi sıra geldi üç numaraya 
Ankara buluşmasında heyecandan aklıma gelip de merak ettiğim konuları soramadım. Karakterlerin gerçek hayata bağlantısı olduğunu öğrenmiş, duyduklarımla da şaşırmıştım.
Bu gibi yaşanmışlıklar üçüncü kitapta, Yolum Aşka Düştü de, de olacak mı?

Evet ya Ankara gezisi çok güzeldi.En kısa zamanda yeniden geleceğim. Yolum Aşka Düştü'de de var ama çok az. Çünkü Ahmet ve Sena'nın hikayesi biraz daha farklı olacak.
Anlaşıldı, ne kadar kıvransam da ip ucu sökemeyeceğim değil mi? Tamam bonkör yazar olmanızı istemem ama cimri de olmayın  Azıcık da okur olarak beni de düşünün daa 

Evet, Ahmet diyorduk? 

Ahmet Sancaktar'ın  şu ara başı kalabalık aklı karışık.


Kısa ve öz oldu bu. Peki, zorlamayayım o zaman. Yazmanın sizin hayatınızdaki yeri ve önemi nedir?

Yazmak benim için hayata kısa bir mola vermek gibi bir şey, yorgun ruhumu dinlendirmek, ağrıyan bedenimi iyileştirmek ve yaşamaktan keyif almanın en güzel yolu. Söz konusu yazmak olunca şair yanım şahlandı ama yazmak benim için tutku ve bir çeşit aşk. Ve bu aşka sahip olduğum için çok şanslıyım.


Kendinizi ifade etme şeklinizden biri yazmak mı? Ve yazmanın size kattıkları ve kazandırdıkları nelerdir?

Ben kendini konuşarak ifade edebilen biri değilim. Tamam, kabul ediyorum ki çok konuşurum ama duygularımı en güzel yazarak ifade edebiliyorum.
En başta yazmanın bana değer kattığına inanıyorum ya da öyle hissediyorum. Ayrıca kitaplarım sayesinde çok güzel dostluklar kurup harika insanların hayatına dahil oldum. Ah en iyisi gözyaşlarım akmadan bu soruyu geçeyim.


Her insanın hayatında iz bırakan filmler, etkilendiği kitaplar vardır. Bıkmadan hep okurum ya da izlerim diyebileceğiniz kitap&film var mı?


Film repertuarım çok geniş değil ama Lorenzo’nun Yağı unutamayacağım bir filmdir. Ahh ama birde Benim Adım Khan var. Oldukça etkileyici bir konusu vardı, yeniden izleyebilirim.

Lisa Scottoline -  Anne Kalbi, Linwood Barclay - Vedaya Zaman Yok, Nancy Pickard – Bakire adlı kitaplar benim için çok özeldir. Çünkü, aslında çok sıradan olan konuları öyle bir açıdan ve öyle güzel şekilde yazmışlar ki hayran olmamak elde değil.


Yazarların da kendilerine örnek aldıkları, hayranı olduğu kalemler vardır. Sizinde “evet o benim idolüm” diyebileceğiniz bir yazar vardı?

Severek okuduğum ve takip ettiğim çok yazar var ama idol değil de hayran olduğum ilk üç isim Simon Beckett, Lısa Gardner ve Lında Howard’tır.


Linda Howard hayran olunmayacak bir yazar değildir. Hele ki O Gecenin Ardından kitabını okuduktan sonra :) Başka soracak sorum kalmadı sanırım. Finali yazmak için kolları sıvayan amatör yazan arkadaşlara vereceğiniz öneri ve uyarılar var mı? Varsa bunlar neler?

Haddim olmayarak şunu söyleyebilirim ki; yazdıklarım önce beni tatmin etmedikçe kimseyle paylaşmıyorum. Çünkü eğer sen inanmazsan, sen sevmezsen kimse sevmez. Ayrıca bunun çok uzun ve meşakkatli bir yolculuk olduğunu unutmamak lazım.

Bana zaman ayırdığınız ve sorularıma büyük bir sabırla cevap verdiğiniz için çok teşekkür ederim.
Sanırım burada nokta koyduk ha?
Sevgi, sevinçler, koşup durduğunuz başarılar hayatınızdan hiç eksik olmasın. Ve biz okurlara da sarıp sarılacak “Aylardan Aşk” dedirtip iç çektirecek, affederek özgürlüğe kavuşulacak “Aşkı Seçtim” diyerek gülecek nice güzel kitaplar yazmanız dileğiyle. Ah ah, bakalım bir sonraki Sancaktar da bizleri neler bekleyecek.
Çok güzel bir akşamdı, sohbet etmek, sorularıma cevap almak pek eğlenceliydi. Fakat şu ip ucunu koparamadım ya olsun. Çok seviliyorsun güzel kadın!

Bende güzel sorularınız için çok teşekkür ederim. Çok keyif aldım.  Yeniden görüşmek dileğiyle herkese sevgiler.






[28Aralık2014]





Yazarımıza bir kez daha teşekkür ederek kitaplarını satın almak için tık tık ;)







2 yorum:

  1. Çok hoş bir röportaj olmuş... :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ezgi hanım beğenmenize sevindim :D
      Gerçekten güzel bir röportaj oldu :))

      Sil