23 Aralık 2014 Salı

Maskeli Balo - Brenda Joyce || Kitap Yorumu




Kitabın Yazar: Brenda Joyce
Orijinal Adı:The Masquerade 
Çeviri: Özgü Çevik
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 464
Yayın Yılı: 2011



Arka Kapak Yazısı

Utangaç Elizabeth Anne Fitzgerald, katıldığı ilk maskeli baloda çocukluğundan beri âşık olduğu Tyrell de Warenne`den, bahçede gizlice buluşma teklifi alınca şaşkına döner. Kaderin bir cilvesiyle, bu gizli buluşma gerçekleşmez ama o gece, Lizzie`nin yaşamında bir dönüm noktası olur.

İki yıl sonrasında Lizzie, kucağında onun çocuğu olduğunu iddia ettiği bir oğlanla kapısını çaldığında şaşırma sırası bu kez Tyrell de Warenne`dedir. Tyrell, Lizzie`yi çok iyi hatırlamaktadır ve çocuğun babası olmadığını bilmektedir. Bu genç kadın, Tyrell`e ne tür bir oyun oynamaktadır? Elizabeth Anne Fitzgerald fettan bir kadın mıdır, yoksa göründüğü kadar masum birisi midir? İnkâr edilemeyecek denli tutkulu bir aşkı ne bir skandal ne de bir entrika engelleyebilir...

"Sırların, entrika ve yalanların ağına yakalanmış iki âşığın tutkulu hikâyesi. Cüretkâr tarihî romanslardan hoşlananlar bu kitaptan kesinlikle keyif alacaklar."
-Booklist-

"Aşkın, aldatma, skandal ve gururun üstesinden geldiği; duygusal ve sürükleyici bir romans... Akıllı, çekici ve güçlü karakterlerle kurulmuş, keyifli bir aşk hikâyesi. Brenda Joyce`un yeni kitabı, bütün romans okurlarına büyük zevk verecek."
-RT Book Reviews-






Şimdi...
yorumuma başlamadan evvela bir tepkimi koyayım değil mi? Yalan Dünya dizisini her birimiz izliyoruzdur. Hanı orada adaşım Nurhayat var ya... Hah işta! Tam da ondan..
Şu an dizlerimi döverek "Allah'ım krizzzzzzzzz!" diye ciyaklayasım var.

Sinirimden dudağımı dişleye dişleye kocaman yara yaptım..

Şimdiiii, serzenişlerimin bitiminde ben yorumuma geçeyim! 

Kızımız Lizzie çocukluğundan beridir aşık olduğu Tyrell ile eline muazzam bir fırsat geçer. Katıldığı maskeli baloda birbirlerine yakınlaşma fırsatı elde etmiştir ve kızımız bunu bir rüya sanır.. Yakışıklımız ise gece yarısı bahçede onu buluşmaya çağırır ve asıl macera burada patlak verir. Lizzie küçük bir kızken ailesi ve onlar gibi sosyetik tiplerin tertiplediği pikniğe gitmiş ve kıyıya köşeye çekilerek kitap okuyordur ve densiz serseri bir ..... - bu kısım sansür ki o velede baya sövdüm! Ve kesinlikle küfüre hayır diyorum! - bizim kızın elinden kitabını alarak onunla dalga geçer.. Bu arada yakışıklımız yağız delikanlı çağında tabi ve kardeşleri ile birlikte at binmekte. Kızımızın piknik yaptıkları yere göl kenarına gelmişler.. Hani nenelerimiz der ya masal anlatırken.. Hikmet bu ya orada yazılmış kaderleri birbirlerine. İşte tamda ondan oluyor.. Bizim kız kitabını almak için çabalarken bu yerden bitme pis velet kızın kitabını göle atıyor ve pat.. kızımızda koşarak gölden kitabını almak isterken suya yuvarlanıyor.. Yüzme bilmediğinden boğulurken bizim yakışıklı kahramanlık yaparak kızı kurtarıyor..

Orada geçen bir replik kalbime öyle oturdu ki o sayfayı defalarca okudum..
Kızımız diyor ki "Sen prens misin?" yakışıklımız da.. "Hayır değilim ufaklık." diyor.. İşte ben de tam burada hop eriyip gidiyorum..
Neyse şimdi bunlar büyüdü ya... Ah işte o vakit bende şarteller azar azar atmaya başladı. Ya ben buncakitap okudum - ki okuduğum her kitapta beni etkileyen bir çok karakter oldu tabi - ama bu Elizabeth Anne Fitzgerald kadar etkilenmedim.. Ben bu kadar fedakar.. bu denli aşık bir karakter görmedim.. Boğazımda bir yumru ile okudum ve bitirdim kitabı.. Ve anlatacak çok şey var ama nereden başlasam bilemedim..
Kızın ailesinin kendi ile dalga geçmelerini mi anlatsam yoksa ablalarının kıza o sana bakmaz boşa ümitlenme demelerini mi anlatsam yoksa Tyrell bas baya ilgisinin Lizzie de olduğunu fark etmemelerini ve bu ilişkiyi zora koşmalarını mı anlatsam bilemedim..

Yok böyle bir anlatım pardon anlatım değil. İşte ben bu tarz yazımlara cidden aşığım. Kadın ciddi ciddi bize bu olayları yaşattı. Sanki Lizzie değilde bunca acıyı bunca fedakarlığı rezil oluşunu hor görülmesini ben yaşadım.. Gözlerim doldu doldu.. Sonunda sinirden de oturup ağladım. Yok yaa böyle şey olmaz.. diyerek dizlerimi az dövmedim.
Şayet ben o kızın yerinde olsaydım 1800 lü yıllarda aranan en azılı katil olur hatta seri katil olup çıkardım... Bu konuda ciddiyim! 
Şimdi.. Tyrell ailesi asilzadelerden.. Adamlar kont falan anlayacağınız.. ve senede iki kez balo tertip ediyorlarmış ve izim kızın aileside bu baloya davetti. Affınıza sığınaraktak.. Sürtük Anna süslenip püslenirken kardeşi heyecandan kalbi durcak gibidir.. Hatta bir gün öncesinde Tyrell Lizzie yi at arabasının ezmesinden kurtarıyor.. neyse o kısımları okursanız ne anlattığımı anlarsınız 



Üzüldüğüm bir nokta bu denli aşık bir kardeşinin sevdiği adama göz koyacak kadar düşük bir kadın ki cidden düşük lanet olasıca kardeşini hiçe sayıyor.. Yok neymiş bir anlık bir hata imiş! Bak bak bakk. İşte ben burada baya bir delirdim. Neyse sakinim..

Bunlar baloya katılıyorlar.. Tyrell ile Lizzie bir şekilde yan yana geliyor sonra yakışıklımız bunu gece yarısında bahçede buluşmak istediğini söylüyor.. bizimkide sevinçten deli oluyor tabi ama neden daha güzeli varken kendini seçmesini de bir türlü anlayamıyor ve bir bankta tek başına oturuyor buluyor kendini.. Bu ablası olacak sürtük kendi elbisesini kirletmesinden kıza kostümlerini değiştirmeyi teklif ediyor ve bizim saf kızımızda tamam diyerek eve dönüyor.. Allah'ım ya.. tamam kurgu ama gerçek olsa nasıl olurdu ben düşünmek bile istemiyorum..
neysem bu sürtük allem edip kallem edip Tyrell kafalıyor ve adamla işi pişiriyor.. Lanet!!! Lanmett
Neyse bu mal.. hamile kalıyor falan tabi Lizzie gerçekten bir haber ablasına yardım ediyor ve bebeği doğması için halalarına diyiyorlar..



İşte bundan sonrası olaylar arap saçına dönüyor... Anna evlenip mutlu bir yuva kurarken, Lizzie ablasının oğluna sahip çıkıyor ve skandal patlak veriyor.. Oysa bizim kız melek gibi. Tyrell için ise durum daha beter.. bizim kıza aşık ama neyin gerçek neyin doğru olduğu konusunda bir haber.. 
Ama finalde aşk kazanıyor.. Tabi bunca acıdan sonra yaşanılan kötü anlardan sonra..
Bu kitap beni derinden etkiledi.. Neden daha önce bulup okumadığım konusunda kendimi yemekteyim.. Ama yaa hatun öyle yazmış çizmişki insanın içine işliyor..
Yazarını bulsam valla ceketimi ilikler önünde eğilirdim.. Keşke tüm yazarkarda GERÇEK yazar olup saçma salak şeyler yazacağına adam akıllı şeyler yazsalar..
Her neysee ben çok konuştum..
Kitabı bulun buluşturun ve okuyun diyorum..
Cidden sizide derinden etkileyecek..
Yok böyle kitap diyorum ya... Yok cidden muazzam kalitelii inanılmaz güzel..


Kitaba Puanım:





De Warenne Dynasty  serisi sırasıyla:
Sırasıyla;
1. The Prize - Bir Avuç Aşk
2. The Masquerade - Maskeli Balo
3. The Stolan Bride - Kaçak Gelin
4. A Lady at Last - Aşka Yelken Açanlar
5. The Perfect Bride - Kusursuz Gelin
6. A Dangerous Love - Tehlikeli Aşk
7. An İmpossible Attraction - İmkansız Aşk
8. The Promise - Yemin






1 yorum:

  1. Merhaba,senden alıntı yaptım. Haber vereyim dedim. :)

    http://asliseymen.blogspot.com/2015/04/brenda-joyce-bir-avuc-ask.html

    ve ya

    http://aslleyla.blogspot.com/2015/04/brenda-joyce-bir-avuc-ask.html

    İkisi de aynı yazı ama. :)

    YanıtlaSil